Paul Goble, 12 Mart 2017

Vitali Portnikov’a göre “Lukaşenko rejimi diğer Sovyet-sonrası otoriter sistemlere benziyor.” Bu sistemler “halkın kendi ülkesinde olup bitene ilişkin kayıtsızlığı sayesinde ayakta kalıyor.”
Ne var ki Belarus lider Ukraynalı Yanukoviç’in 2013 yılında yaptığı gibi bu kayıtsızlığa – istemeden – son vermiş bulunuyor.
Ukraynalı analizciye göre Minsk, Homel, Mogilev, Babruysk ve Vitebsk kentlerinde sokağa inenler “alışıldık Belarus muhalefeti değil.”
Göstericiler “bugüne kadar siyasete ilgi duymamış” sıradan insanlardan oluşuyor. Lukaşenko rejimini katlanılması gereken bir kader gibi görmüşlerdi.
“Moskova para musluklarını kıstığı için Lukeşenko kaynak bulamıyor. Bu durum Belarus halkının uyanmasını sağladı.
Dört yıl önce Ukrayna’da olduğu gibi muhalefet değil, halkın kendisi tarih yazıyor.”
Lukaşenko ve yorumcuların çoğu sokağa inenlerin sıradan insanlar olduğu gerçeğini görmek istemiyorlar. Bunun yerine – ülke içindeki veya dışındaki – seçkinlere odaklanıyorlar.
Lukaşenko tanınmış muhalifleri tutuklatıyor veya taciz ettiriyor. Birçok yorumcu Rus ajanlarının – daha seyrek olarak da Ukraynalılar veya Batılıların – rolüne işaret ediyor.
Gerçekten de Rusların ve Batılıların faaliyetleri Belarus halkının oynadığı rolün gözden kaçmasına sebep oluyor.
Ne var ki kanıtlar Rusların ve Batılıların rolünün sanıldığı kadar büyük olmadığı yönünde. Belarus halkının geçmişteki pasif tavrı bilinse de bugün durum çok farklı. Belarus ulusu tarih sahnesine oyuncu olarak çıkmış bulunuyor.
“Belarus halkı kolay sinirlenmemesiyle ve dışarıdan lider kabul etmemesiyle tanınır. Oysa –Ukraynalılar gibi – kaderini kendi eline almış bulunuyor.
Bu gerçek halk ayaklanmasına saygı durmak gerekiyor. Acımasız ve gerçekle bağı kopmuş diktatör karşısında başarılı olmasını umalım.”
Başka bir şeyi ummak da mümkün: Ruslar ve Batılılar Belarus halkının sanıldığı gibi geri ve pasif olmadığını görebilirler. Diğerlerinin çok söz ettiği ama her zaman uygulamadığı demokrasi ve halk iradesine Belarus halkının çok daha bağlı olduğunu kabul edebilirler.
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel
Cherkessia.net, 22 Mart 2017
***
The Belarusian nation has risen against Lukashenka
Paul Goble , March 12, 2017
The Lukashenka regime, “like many other post-Soviet authoritarian” systems, rests “not on the total support of the citizens but rather on their total indifference to what is taking place in their own country,” an indifference which the Belarusian leader like Ukraine’s Viktor Yanukovych in 2013 has violated, Vitaly Portnikov says.
As a result, the Ukrainian analyst says, those who have come out into the streets of Minsk, Homel, Mohylev, Babruysk and Vitebsk are “not the usual Belarusian opposition,” but rather the Belarusian people who “had never been especially interested in politics” and viewed Lukashenka and his regime as something to be endured.
“Now, because of Lukashenka’s desperation to find money for his regime given that Moscow is no longer supplying it and no one else is likely to, the Belarusian dictator has awakened the population from its lethargy. And as was the case in Ukraine four years ago, it is the people in the form of a nation rather than the opposition that is now in a position to make history.”
Neither Lukashenka nor most commentators appear alive to this possibility preferring instead to focus on elites, either within the country or abroad, and dismissing the possibility that ordinary Belarusians are now the prime movers in this drama.
Thus, Lukashenka has moved to arrest and otherwise harass his more well-known political opponents, and many analysts have focused on the role that Russian agents – or more rarely Ukrainians or the West – may be playing. There is just enough evidence of such activity that it seems plausible to many, especially given the dismissive attitude to Belarusians.
But each weekend is bringing fresh evidence that none of these supposed organizers is playing the role many have expected or assumed is necessary given the remarkable passivity of the Belarusian population in the past – and even more compelling evidence that the Belarusian people have now entered history as actors.
“Slow to anger and cautious in accepting anyone from the outside of their local communities as a leader, the Belarusian people like the Ukrainians at the time of the Maidan are taking their fate into their own hands. One can only admire this genuine popular rising and hope it will quickly be successful against a brutal and increasingly out-of-touch dictator.”
And one can also hope for something else: a recognition by Russians and people in the West that the Belarusians are not the backward and passive people outsiders portray them as being and instead more committed to the values of democracy and popular rule that others talk a lot about but don’t always practice.
Bu haber toplam 3409 defa okundu.