Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dmitri Trenin:Trump’ın başkanlığı Rusya için ne anlama geliyor: Riskler ve fırsatlar
23 Mart 2017 Perşembe Saat 22:47
 
Dmitri Trenin, 19 Ocak 2017 
 
Vladimir Putin ve Donald Trump ülkelerinin ulusal çıkarlarını uzlaştıracak ortak bir dil geliştirebilirlerse – temel çelişkilere ve kaçınılmaz rekabete rağmen – Rus-Amerikan soğukluğu daha yönetilebilir bir hal alabilir. Mevcut koşullar altında bu bir başarıdır. 
 
Kremlin ve Beyaz Sarayın efendileri arasındaki “güçlü erkek dayanışmasına” ilişkin öngörülere bel bağlamamak gerekiyor. Aralarındaki ilişki ne kadar iyi olsa da iki lider kendi ülkelerinin çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorundalar.  

 
Dmitri Trenin:Carnegie Moskova Merkezi Direktörü
 
 
Öngörülebilir gelecekte Rusya Federasyonu ve Birleşik Devletlerin temel çıkarları uzlaşmaz görünüyor.  
 
Birleşik Devletler “küresel hegemonyasını” sürdürmek isterken Rusya – Amerikan hakimiyetinden uzak – bir Büyük Avrasya sistemi kurarak buna direnmeye çalışacak.  
 
Önümüzdeki yıllarda Rus-Amerikan ilişkilerinin temelini bu rekabet oluşturacak. 
 
Bu çelişkinin aşılması – sadece Trump’un değil – Amerikan siyaset sınıfının ulusal çıkarları küresel hegemonyanın üzerinde tutmasına ve diğer büyük güçlerin de dahil olduğu alternatif bir kolektif yönetişime kapı açılmasına bağlıdır.  
 
Böyle bir dış politika devrimi – mümkün olsa bile – kısa süre içinde gerçekleşmeyecek.  
 
Liberal-demokratik dünya düzeninin dış ve iç müdahalelere karşı korunması Amerikalı ve müttefik Atlantik seçkinlerinin stratejik hedefi olmaya devam edecek. 
 
2014 yılında başlayan Amerikan hegemonyasından daha karmaşık bir dünya düzenine geçiş süreci uzun zaman alacak.  
 
Rusya’nın Birleşik Devletler politikası önemli görevlerle karşı karşıya. Birincisi, Ukrayna ve Suriye sorunları dikkate alındığında Rusya ile Birleşik Devletlerin doğrudan çatışmaktan kaçınmasıdır.  
 
İkincisi, Birleşik Devletlerin Avrupa’da Rus güvenlik çıkarlarını tanımasının sağlanmasıdır. Böylece yeni ve tehlikeli krizlerin doğması engellenir.  
 
Üçüncüsü, iki tarafı da ilgilendiren konuların çözüme kavuşturulmasıdır. Bunlar arasında uluslararası terörle mücadele edilmesi, nükleer silahların yayılmasının engellenmesi ve küresel stratejik istikrarın korunması vardır.  
 
Moskova Washington’a taviz vermesi için yalvarmamalıdır.  
 
Rusya’nın ekonomik kalkınması bakımından Amerikan yaptırımları ikincil derecede öneme sahiptir. Devlet yetkililerine ve işadamlarına yönelik kişisel kısıtlamalar semboliktir.  
 
Amerikan füze savunma sisteminin geliştirilmesi Rus stratejik saldırı yeteneğinin artırılmasıyla frenlenmiştir.  
 
Birleşik Devletler tugayının – silahlar ve askeri donanımla birlikte – Doğu Avrupa’da konuşlandırılması henüz Rus güvenliğini tehdit edecek boyutta değildir.  
 
Birleşik Devletler ve Rusya’yı içine alacak IŞİD-karşıtı bir askeri koalisyon – eşit ortaklar arasında kurulması koşuluyla – mümkündür.  
 
START-3 Antlaşmasının uzatılması mantıklıdır. Ancak yarım asırlık silah denetimi ömrünü doldurmuştur ve genişletilmesi gerekir.  
 
Bu Trump yönetimiyle diyaloğun faydasız olduğu anlamına gelmiyor. Tersine, ülkesinin küreselci politikalarını sürdürmek için gerekli olan yüksek bedeli ödemek istemeyen bir Amerikan milliyetçisinin yükselişi fırsatlar yaratıyor.  
 
Moskova Suriye krizinin çözülmesine yönelik olarak Rusya, Türkiye ve İran tarafından başlatılan siyasi sürece Birleşik Devletlerini dahil etmeli veya hiç olmazsa süreci sabote etmemesini sağlamalıdır. 
 
Ukrayna konusunda Minsk antlaşmalarının uygulanması için birlikte çalışmak da mümkündür.  
 
Rusya ve Birleşik Devletler stratejik istikrarı korumaya, siber güvenlik tehlikeleriyle mücadeleye ve Kuzey Kore’nin nükleer programını engellemeye yönelik bir diyalog süreci başlatabilirler. 
 
Rusya Kuzey Kutup Bölgesinde ticari işbirliğinin önünü açabilir. Bunu Rusya Kuzeyinde enerji ve altyapı projelerine yatırım yapan Amerikan devletleriyle başlatabilir.  
 
Moskova Helsinki-2 veya diğer pan-Avrupa güvenlik antlaşması formatlarıyla vakit kaybetmemelidir. Rusya’nın Avrupa’daki potansiyel ortakları Rus çıkarlarına uygun koşulları kabule hazır değiller.  
 
NATO ve AB üyelikleri söz konusu olmasa bile Ukrayna – belirsiz bir süre için – Rusya’ya düşmanlık besleyecek. Kiev’de pragmatistlerin zamanı henüz gelmedi.  
 
Avrupa bir değişim sürecine girdi. Yeni bir model ve yeni liderler arayışı içinde. Moskova bu fırsatı kullanarak Birleşik Devletlerin NATO müttefiklerini tehdit etmeye niyetinin olmadığını belli etmeli.   
 
Avrupa’yı ayıran hat doğrultusunda yeni bir silahlanma yarışına sürüklenmenin çıkarlarına aykırı olduğunun altını çizmeli.  
 
Buna karşılık Rusya Amerika’nın Çin’i kuşatma politikasına asla destek vermemek zorunda. Çin – ve Hindistan gibi önemli Asya ülkeleri – ile ortaklık ve işbirliği Moskova’nın Geniş Avrasya stratejisinin temelini teşkil eder. Avrasya yirmi birinci yüzyılda Rusya için ekonomik ve jeopolitik bir önceliktir.  
 
Son beş yılda Rus-Amerikan ilişkilerine istikrarsızlık, nahoş sürprizler, karşılıklı suçlamalar, güven ve saygı eksikliği damgasını vurdu. 
 
Vladimir Putin ve Donald Trump ülkelerinin ulusal çıkarlarını uzlaştıracak ortak bir dil geliştirebilirlerse – temel çelişkilere ve kaçınılmaz rekabete rağmen – Rus-Amerikan soğukluğu daha yönetilebilir bir hal alabilir. Mevcut koşullar altında bu bir başarıdır. 
 
 
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel  
 
Cherkessia.net, 23 Mart 2017
 
***
 
What Would Trump Presidency Mean for Russia: Risks and Opportunities 
 
Dmitri Trenin , January 19, 2017 
 
If Vladimir Putin and Donald Trump will be able to find a common language of respective national interests, then in spite of the fundamental differences and the unavoidable rivalry, Russian-US adversity may become more manageable. Under the current circumstances, one could call this an achievement. 
 
Predictions of “a strong male friendship” between the masters of Kremlin and the White House are unreliable. Moreover, no matter how good the personal relations between the leaders are, their decisions will be based on the perceived best interests of the countries they represent. For the foreseeable future, the fundamental interests of the Russian Federation and the United States remain opposed. The United States will seek to maintain the hegemony of “global leadership”. Russia will likely resist it by building a system of relations in Greater Eurasia free from American domination. This rivalry will remain the central element of Russian-American relations for years to come. 
 
In the future, this divide can only be overcome when and if the American political class – not just Donald Trump – starts to favor the U.S. national interest over that of the system of U.S. global domination, and begins to look for an alternative form of collective global governance with the participation of other big players. Such a foreign policy revolution, however, if it ever happens in the United States, will certainly not happen soon. In the meantime, the protection of the liberal-democratic world order from attempts to limit it from the outside and undermine it from the inside is the strategic objective of the majority of American and allied Atlantic elites. The process of transition from sole US dominance, which began in 2014, to a more complex model of the world order will take an entire era. 
 
In this situation, Russian policy towards the United States faces a number of important tasks. First, to avoid a head-on collision with the United States, which has become increasingly likely given conflicts in Ukraine and Syria. Second, to achieve the US de facto recognition of Russian security interests in Europe, thus preventing the emergence of new dangerous crises. Third, to achieve practical results in resolving issues of interest to both parties – from effective responses to international terrorism to strengthening the nuclear non-proliferation regime and maintaining global strategic stability. 
 
Moscow should not try to beg Washington for concessions. US sanctions against Russia are of secondary importance for the economic development of the country, and personal restrictions against individual officials and businessmen are purely symbolic. The development of the US missile defense system is curbed by the improvement of Russian strategic offensive capabilities. The positioning of a US brigade along with stocks of weapons and military equipment in Eastern Europe, has not yet reached the scale of a serious threat to Russian security. A military coalition involving the US and Russia against ISIS is possible, but only if this is a coalition of equals. Extension of the START-3 Treaty makes sense, but the concept of bilateral strategic arms control formed a half-century ago has exhausted itself and needs to be broadened. 
 
This does not mean that the dialogue with the administration of Trump is useless. On the contrary, the rise of an American nationalist who does not want to pay too high a price for the continuation of the country’s globalist policies opens up some possibilities. Moscow should include the United States in the political process of resolving the crisis in Syria, launched by Russia, Turkey and Iran, or at least ensure that it does not interfere with this process. It is also possible to work towards the practical implementation of the Minsk accords on Ukraine. Russia and the United states can also begin a dialogue on strategic stability, addressing cyber security challenges and discussing issues such as North Korea’s nuclear program. Russia can lead the way for business cooperation in Arctic development by involving US companies engaged in energy and infrastructure projects in the Russian North. 
 
Moscow should not, however, waste time on Helsinki-2 or some other format of a pan-European security agreement. Potential Russian partners in Europe do not appear ready to accept conditions suiting Russian interests. Even though Ukraine’s membership in NATO and the EU is not a relevant issue, Ukraine will, for the indefinite future, be extremely hostile to Russia. The time for pragmatists in Kiev has not yet arrived. Moreover, Europe has begun a process of change and is searching for a new model and new leaders. Moscow can and should use this opportunity to underscore that it has no interest in threatening the US’s NATO allies and avoid being drawn into a new arms race along the new dividing line in Europe. Under no circumstances, however, should Russia engage in conversations about supporting American policies of containing China. Strategic partnership and cooperation with China and other major Asian countries, such as India, forms the basis of Moscow’s strategy for Greater Eurasia, which is an economic and geopolitical priority for Russia in the XXI century. 
 
Over the last five years, the relationship between the Russian Federation and the United States has been marked by instability, unpleasant surprises and mutual accusations, as well as the almost complete lack of confidence and mutual respect. If Vladimir Putin and Donald Trump will be able to find a common language of respective national interests, then in spite of the fundamental differences and the unavoidable rivalry, Russian-US adversity may become more manageable. Under the current circumstances, one could call this an achievement. 
 
Director, Moscow Center 
 

Bu haber toplam 3144 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net