Sadeleştirilmiş Metin:
Sınır sorunlarında tarihi anılarla hareket etmek çoğu zaman sıkıntı yaratabilir. Karşı taraf daha eski geçmişe giderse içinden çıkılamayacak bir durum ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla tarihsel kanıtların uluslararası sınır sorunlarının çözümünde çok az değeri vardır. Bunlar reel siyasete itibar eden bir politikacının gözünde müzelik belge olmaktan öteye gitmez.
Yine de yurt toprağının en ufak parçasından bile vazgeçmenin ne kadar büyük bir ulusal acıya sebep olduğunu biliriz. Fakat her ulus geçmişinde bu gibi acılar yaşamıştır.
Haydar Bammat
Kafkasya’nın Rus istilasından kurtarılarak bağımsız birlik oluşturması için tüm Kafkasya uluslarının bazı acılara katlanması ve özveride bulunması zorunludur.
1864, 1877 ve sonraki tarihlerde dünyaya dağılan göçmenlerin torunları beni ataların mezarlarının bulunduğu kutsal toprakları terk etmekle suçluyorlar.
Geçen yüzyılın (on dokuzuncu yüzyıl – öak) ilk yarısında Çerkesya’nın kuzey sınırları Maniç ve Kuma nehirleri olduğunu herkes bilir. Karadeniz’in tüm kuzey kıyısında, Kuban diyarında ve Stavropol vilayetinin büyük bölümünde Kuzey Kafkasyalı uluslar yaşardı.
Bu aziz topraklardan ayrılmanın acı anıları henüz unutulmadı. Bu ayrılığı yaşayanlardan bugün hayatta olanlar vardır.
Hiçbir şey bizi bu toprakların bağımsız Kafkasya sınırları içine alındığını görmek kadar sevindiremez.
Ne var ki bugün azınlık halinde yaşayan topluluklara dayanarak bu toprakların tamamını geri almanın ne kadar zor olduğunu anlamak gerekir.
Bu durum göz önünde tutularak komşumuz Kuban Kazaklarıyla sınır sorunlarımız dostane çözülmelidir.
1919’da Paris’te Kuzey Kafkasya delegeleriyle Kuban Hükümeti heyeti arasında meseleyi dostane halleder nitelikte bir antlaşma imzalandı.
Olumlu sonuçlar elde edilmek üzereyken Denikin Ordusunun müdahalesiyle antlaşmaya imza koyan yurtsever Kolabohof idam edildi, Kuban Hükümeti dağıldı. Böylece antlaşma maddeleri bertaraf edildi.
Bu uzlaşma fikrinin kahramanlarını anılarımızda yaşatıyoruz. Gelecekte fırsat elverdiği anda Kuban Kazaklarıyla Kuzey Kafkasya halkları anılan antlaşmayı yeniden yürürlüğe koyacaklardır.”
Derleyen ve sadeleştiren: Dr. Ömer Aytek Kurmel
Cherkessia.net, 13 Nisan 2017
***
Orijinal Metin
“YİNE KAFKAS HUDUTLARI MESELESİ Haydar Bammat
Hudut meselelerinde tarihi hatıralara fazla yer vermek çok defa muhataralıdır. Diğer tarafın da daha uzak tarihi hatıralar canlandırarak öne sürmesi halinde içinden çıkılamayacak muğlak ve girift meselelerin hadis olması ihtimali vardır.
Binaenaleyh tarihi delillerin beynelminel hudut ihtilaflarının hallinde kıymeti pek azdır.
Realist bir siyasinin nazarında arşiv tetkikler uyandıracağı alaka ve faydalara rağmen camekan içinde mahfuz müzelik vesikalar mahiyetinden ileri gidemez ve diplomasi işlerinde büyük bir kıymet arz edemez.
Filhakika vatan toprağının en küçük bir parçasından bile vaz geçmenin ne kadar büyük milli bir acı olduğunu bilmez değiliz.
Fakat hiçbir millet yoktur ki kendi tarihi hayatında bu gibi ıstıraplara katlanmamış olsun.
Şu halde Kafkasya’nın Rus istilasından kurtarılarak müstakil birlik vücuda getirmesi için bütün Kafkas milletlerinin bazı ıstırap ve fedakarlıklara katlanmaları zaruridir.
1864, 1877 ve daha sonraki tarihlerden beri dünyanın dört köşesine serpilen muhacirlerin bugünkü çocukları beni ecdadın yetim mezarlarını göğsünde taşıyan mukaddes toprakları terk etmekle ittiham ediyorlar.
Herkesçe malumdur ki geçen asrın ilk nısfında Çerkesistan’ın şimal hudutları Maniç ve Kuma nehirleri hatlarında idi.
Karadeniz’in bütün şimal sahili, Kuban hıttası ve İstavropol vilayetinin kısmı azamı Şimal Kafkas milletleriyle meskundu.
Bu aziz topraklardan ayrılmanın acı hatıraları henüz unutulmamıştır. Pek eski olmayan bu ayrılışın hatta bugün bile yaşayan şahitleri çoktur.
Bu toprakların müstakil Kafkas hudutları içine alındığını görmek kadar bizi sevindirecek hiçbir şey yoktur.
Fakat bugün ekalliyet halinde yaşayan zümrelere dayanarak bütün bu araziyi geri almanın ne kadar güç olduğunu tasavvur etmek lazımdır.
Bu vaziyeti göz önünde tutarak komşumuz olan Kuban Kazaklarıyla hudut meselelerimizi dostane bir şekilde halletmeye çalışmak gerekir.
1919’da Paris’te Şimali Kafkas murahhaslarıyla Kuban hükümeti heyeti arasında bu meseleyi dostane halleder mahiyette bir mukavele imzalamış ve müsbet neticeler elde edilmek üzereyken maalesef Denikin ordusunun müdahalesiyle mezkur mukaveleyi imza eden vatanperver Kolabohof idam edilmiş ve Kuban hükümeti de dağılmıştı.
Bu suretle mukavele hükümleri bertaraf edilmiş oldu.
Bu uzlaşma fikrinin kahramanlarını hatıralarımızda yaşatıyor ve ileride fırsat elverdiği anda Kuban Kazaklarıyla Şimali Kafkasya halkları mezkur muahedeyi yeniden tatbik sahasına koyacaklardır…”
Kaynak: Kafdağı II, F. Daryal, İstanbul 1938
Bu haber toplam 3285 defa okundu.