


Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Kaç eseriniz var bugüne kadar yaptığınız? 500’ü aşkın sanırım.
Faruk Cimok: Bu otuz beşinci sergim. Son beş sergim İstanbul konulu oldu. Tabi ki kafamızda bir sürü proje var. Birde bu konulara benim aşinalığım olduğu için el alışkanlığı oluştu, başlamışken yapayım diyorum biraz daha. Talepte var olunca birden kesemiyoruz. Mesela Ortaköy konulu resmi sattık diyelim, ardından 10 tane daha Ortaköy İstediler.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Aynı çalışmadan mı?
Faruk Cimok: Aynı derken hepsi Ortaköy resmi, Ortaköy orada duruyor, insan değişiyor, kuşlar değişiyor, kedi, köpek değişiyor. Nihayetinde aynı çalışma.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Hasan Kanbolat ile yaptığınız bir röportajınızda, ünlü resimlerden “Kablumbağ Terbiyecisi“nin tek değil de iki veya üç adet olduğunu, bunların tümünün orijinal olduğunu vurguluyorsunuz. Çok önemli resimlerinizde birkaç tane aynı çalışma olduğunu duyduğum için özellikle soruyorum.
Faruk Cimok: Çalışmalarda ufak tefek değişiklikler var, Ortaköy’e çok ilgi oluyor, Tophane Çeşmesine çok ilgi oluyor. O nedenle bende farklı çalışmalar yapıyorum. Mesela dün Amerika’dan biri aradı. İki tane resim istiyoruz dedi. Şuan elimde olmadığını söyledim. “Amerika da sergi açabilir misiniz? Buraya davet etsek gelmez misiniz?” dedi. Ben hiç etkilenmem, ilgimi çekmez böyle şeyler. Amerika da benim ne işim var dedim. Fransa’da Devlet Başkanı Jac Shirac resim almıştı o zaman. Kalksam gitsem Jack Chirac kabul edecek, benim bu tür şeyler hiç ilgimi çekmiyor. Anadolu’ya biri gel dese, o hoşuma gidiyor. Diyarbakır’a gidiyorum sıra gecesi yapıyorlar. Bu daha cazip geliyor bana. Bizde de böyle garip bir anlayış var. Sanat eseri diye bir sürü şey görüyoruz. E kardeşim dedim ben, yarın televizyonda da var o program çıkacak, ne olduğunu anlamadığım şeyleri evime niye koyayım dedim. Biz İstanbul diyoruz, öbürüde demir parçalarını bir araya getirmiş, kaynak etmiş, adı da İstanbul, bunun İstanbul ile ne alakası var, demiri İstanbul demiri olabilirde konu ile ne alakası var. Böyle garip bir ortam.
Bizde fazlada konuşmayalım diyoruz. Çünkü tepki çekiyoruz. Konuşunca da kötü şeyler söylüyoruz.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Hatay Reyhanlı’da doğdunuz, resim ile nerede ve nasıl tanıştınız?
Faruk Cimok: Şimdi tabi ki bizim Çerkes oluşumuzun getirdiği bir avantaj var. Nedir bu avantaj? Bizde genelde her mahallede ya akordion çalan vardır, ya resim yapan vardır. Çünkü kültürel açıdan bir zenginliğin içerisindeyiz. Bir kama, kılıç, motif gibi bir şey muhakkak vardır. Köylere de gitsen en ücra köyde sanat ile ilgili bir ipucu bulursun. Ama doğuya gittinizde sanat ile ilgili, ne mi olur ? Eşek ve üzerindeki kilimden başka bir şey bulamazsın. Adam ilk onu gördüm diyor, ondan sonra tekstilci oldum diyor. Bizde nereye baksan bir öğe buluyorsun, bizim yaşam tarzımız öyle, bir zenginliğimiz var kalite var. O yüzden sanatla da direkt bağlantı oluşuyor burada. Mesela Reyhanlı’da evimizin duvarlarında Namık İsmail’in Harman tablosunun röpredüksiyon’u vardı. Harman tablosu Namık İsmail’in başyapıtıdır. Şimdi babam onu nereden bulmuş getirmiş çerçeveletmiş asmış. İbrahim Çallı’nın bir resmi vardı, çerçeveletmiş asmış. Şimdi biz onlarla büyüdük. Başka bir yere gidiyorsun duvarda garip garip sanatla ilişkisi olmayan şeyler bulunuyor. Mesela bizim duvarlarımızda yatak döşek olmadı, tablo oldu.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Özgeçmişinizi incelediğimde sizinle ilgili yapılan röportaj ve akademik bilgilerin dışında detaylı bilgi bulamadım. İnternet siteniz var mı?
Faruk Cimok: Önümüzdeki günlerde bir ajans ile bir anlaşma yaptık. Tüm detayların bulunduğu bir çalışmamız olacak. Belgesel çalışması da olacak. Bu zaman kadar neler yaptığımızı, elimizde nelerin olduğunu, eski çekimlerin, röportajların bulunduğu bir arşiv çalışması olacak. Tüm bunları toparlamamız ve özgeçmişini çıkarmamız lazım.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Kafkasya kökenli bir ressam olarak, Çerkeslerle ilgili, çalışmalar yaptınız mı? Bu çalışmalara ilgi nasıl?
Faruk Cimok: Bizimle ilgili çok resim yaptım. Şöyle ki, düğünlerimiz ile ilgili çok büyük çalışmalarım vardı. Thamateleri o ulu çınarın altında gösteren bir sürü resimler yaptım. Bunlar da hemen satıldı. Nihayetinde bunları alanlar da bizden değil ama, sanat eseri olarak ilgi duydular ve aldılar. Mesela kır resmi vardı, piknik resmi vardı, Çerkes düğünü diye resmim vardı, ben o resimlerden dolayı çok insanla tanıştım. Ankara da bir sergi vardı İtalya Deniz Kuvvetleri komutanı İtalya’dan geldi sergiyi açtı. Bu nedir diye sorduklarında Çerkes düğünü olduğunu söyledim, o arada kuvvet komutanımızın karısı kalktı bende Kayseriliyim Kabardeyim dedi. Hava kuvvetleri komutanı çıktı bende Çerkesim niye söylemiyorsunuz dedi. Şimdi bunlar güzel şeyler. Yaptığım kataloglardan ötürü birçok insanla tanıştım. Tanıştığım insanlar dernekleri bilmiyorlar. Cemaatle alakaları olmayan insanlar. O enteresan. Mesela Hıncal Uluç’un ben Çerkesim vurgusunu yapmasının nedeni benden kaynaklanıyor. Bunlar gibi birçok kişi var, bir resim vesile oluyor. Bunların yanında büyük bir sergi projem daha var bizimle ilgili. Dokuz yıldır doküman topluyorum. Arşivleme yapıyorum. Bu zor bir iş, iyi olması gereken bir iş. Öyle elbise giydirip hoplatmak ile olmuyor ki. Bizde var biliyoruz. Müziği koymuş, bir taraftan da adamlar, kılıçlar, kamalar. Bununla olmaz şimdi. Enternasyonal bir dili var bunun. Bu sergiyi gezen Avrupalısı var, Amerikalısı var, yazarı var, çizeri var onlara bunu anlatmak lazım. Bizim hemşehrilere tek anlatmakla bu iş bitmiyor. Dernekte güzel bir sergi aç, düğün yap iş bitiyor tabi ki. Ben profesyonel Amerikalı bir mimar ile çalışıyorum, Amerika’nın en ünlü mimarlarından. Bu mimar Tunus’ta Swissotel kral dairesinde sizin bir resminizi gördüm dedi, 3 aydır sizi arıyorum dedi. Bunlar dünya standardında insanlar size inanmasa gelmezler buraya. Geçen sene Rusya büyükelçiliğinden geldiler, Moskova ya götürmek için, ben gelemem dedim. Orada ne işim var benim. Orda hazırlanan ansiklopedileri araştırdım benim ismim yok, bir resim öğretmeni diye bahsediyor. Bizim Bağlarbaşı Derneği Çerkes Ressamlar diye kitap çıkardı. Orada ben yokum, niye yokum? Kimse bana demedi ki bir resim ver diye. Vermesem bile benim adım yazılması gerekirdi. Oraya bakıyorum resim öğretmenleri, eski ressamları koymuşlar. Bundan sonra yüzlerce tepki almışlar. Onsuz bu katalog olmaz diye. Benim böyle bir korkum yok, faydam olsun diye kimliğime Kafkas kökenli diye yazmışım. Başka bir şey de yazmamışım. Bu arkadaşlar bunu yapamadılar. Bunu yapmak cesaret ister. Her gittiğim yerde Çerkes kimliğimle tanınıyorum. Uğur Dündar’a ben demedim ki ben Çerkesim diye ilk önce gelenler onlar. Deniz Baykal sergi açılışına çiçek gönderdi, ben davet etmedim ki, ama Tayyip Erdoğan’da gönderiyor. O derneğe, cemiyete giriyorsun bir sürü lüzumsuz insan var. Sanki danışmanlık ücreti istiyormuşum gibi sana sormadan senin sahanda bir sürü iş yapan adam var. Bu işler zor işler. Kafkasya’dan ressam getirmekle olmuyor. Onu da gördüler. Kamyonlarla resim getirdiler. Hemşehriymişim, adama destek olmalıymışım. Ama bunlarla hiçbir şey olmaz. Getiren dernek üyesi arkadaşımız da bozuldu. Bunların sanat eseri olmadığını söyledim.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Resim restorasyon konusunda uzmansınız. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Faruk Cimok: Restorasyonu bıraktım, yapmıyorum. Üniversitede Resim Restorasyon ve Teknoloji bölümünde 20 yılımı doldurdum. Profesyonel olarak çalışan az kaldı. Halen teorik ders veriyorum, kendi tamir atölyemi kapattım.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Çalışmalarınızı yaptığınız atölyeniz nerede şuanda?
Faruk Cimok: Suadiye’de atölyem, orada çalışıyorum.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Daha önce yaptığınız röportajlarda, anlaşılmayan resimlere fazla değer veriliyor diyorsunuz? Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Faruk Cimok: Bir filmi izlesen filmi anlamadıysanız entelektüeller de oluşan bir kanı vardır. Çok derin bir filmdi, resme bakarsın, derin bir konu olduğunu zannedersin. Niye böyle biz eziliyoruz ki? Anlayamadığım bir şey diyeceğine, adam anlatamamış de. Doğrusu bu bence.
Ben 30 yıldır bu işin içindeyim ben anlamıyorsam vatandaş anlaması için kitap mı okuyacak? Resmi sevdim ya da sevmedim dersin biter, sonuçta bu estetik bir şey.
Resim için bir test yapmak gerekir. Bir makas alırsınız elinize, kesersiniz resmi, eğer kesildiği belli olmuyorsa bu sanat eseri değildir. Kesildiğinin belli olması lazım.
Alaattin Akçal/Cherkessia.net: Sohbetiniz ve söyleşiniz için çok teşekkür ediyoruz. Özellikle Çerkes motiflerinin yer alacağı, ön çalışmalarını yürüttüğünüz serginizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Elinize, fırçanıza sağlık.
Faruk Cimok: Ben teşekkür ederim.
FARUK CİMOK
Adıge, Şapsığ kökenli ressam, 1956 yılında Reyhanlı'da doğdu. 1979 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Devrim Erbil Atölyesinden mezun oldu. Çalışmalarıyla 1978'de Kartal Belediyesi Kültür ve Sanat Şenliği 'Ödülü'nü, 1979'da Türk Kültür Vakfı Jüri Başarı Ödülü'nü, yine 1979'da DYO Ödülü'nü kazandı, ilk kişisel sergisini 1980 yılında açan Cimok'un Sofya'da açılan "Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi" sergisinde de iki yapıtı yer aldı. Halen de kişisel ve karma sergilere katılan ressam, resim restorasyonu konusunda bir uzman olarak çalışmaktadır.
12 Ocak 2010
Cherkessia.net