Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapae Erhan: RUSYA’ ya FARKLI mı Baksak Biraz
25 Kasım 2010 Perşembe Saat 00:28
Türkiye’nin iç düzenini sürekli dış mihraklarla açıklamaya çalışanların bir bölümünün yanılgı içinde, diğer bir bölümünün ise yanıltma peşinde olduğunu yavaş yavaş fark ediyoruz artık. Padişahtan iktidarı alan bir oligarşinin, bu iktidarı halka kaptırmamak için kurguladığı kumpaslar yeni yeni ortalığa dökülüyor.

Burada 80 yıldır ellerinde tuttukları en önemli silah ‘korku’ olmuş hep. Halkı şu veya bu nedenle sürekli korkutmak. Her zaman bir düşman bulup onu diri tutmak. Biraz itiraz edecek biri çıkarsa orta yere Sovyet Rusya’nın ajanı olarak yaftalanırdı eskiden, şimdi Amerika’nın ajanı olarak suçlanıyorlar veya Soros’çu filan. 

Bölünme tehlikesi veya Komünizm tehlikesi veya şeriat tehlikesi yoksa halkın zihninde, bu kadar sıkı yasalara ve askeri güce ne gerek var. O zaman bu tehlikeler “yoksa da yaratılmalı”. İktidarı elde tutmanın başka bir yolu yok. İtiraf edelim ki çok ustaca yapmışlar bütün bunları.

Emir Kustarica’nın UNDERGRAUND filmi tamda bu konuyu muhteşem bir şekilde işlemiş ve biz çoğu solcuyu çok fena kızdırmıştı. Halkı, işgal var diye yeraltı sığınaklarına indirip bütün bir diktatörlük (Tito) dönemi boyunca silah ürettiren ve kendisi bunları satıp yerüstünde dolce-vita hayat süren bir parti sekreterinin hikâyesiydi. Konuyu zekice kavrayıp bu kadar çarpıcı özetleyen başka film görmedim henüz.

Sovyetlerin kısa bir süre sonra dönüştüğü korku imparatorluğunun yanında, Kustarica’nın Yugoslavya’sı çok hafif kalır elbet. Oranın Undergraund’u henüz çekilmedi. Neler dökülür kim bilir.

Birbirine rakip gibi görünseler de çok zaman, Gorbaçov ve Yeltsin’i aynı amaca hizmet ettiler diye düşünürüm ben. Kâbus imparatorluğunun üstündeki örtüyü kaldırmaktı yaptıkları şey. Bu, tam böyle olsun istemeseler de. Çarlıktan Sovyet rejimine, oradan Putin dönemine kadar geçen sürecin içinde küçük bir ‘ara’ bu dönem. Bir vaha. Çeçenya’da eline kan bulaşmış olmasına rağmen, Yeltsin dönemi için bile böyle düşünüyorum. Ruslar en yoksul dönemlerini onun zamanında yaşadılar evet ama özgürlük rüzgârının bir nebzede olsa hissedildiği tek dönem o. 14 cumhuriyet tek bir silah atılmadan ayrıldı o dönem.

Bu gevşeme çok uzun sürmedi, Rus İttihat-Terakkisi ne yaptı etti, partiden devralınan iktidarın halka ulaşmasına fırsat vermeden yetişip, iktidara el koydu. İkisini de bir şekilde tasfiye etti ve Putin, eski komsomol arkadaşları ile birlikte ve ufak değişikliklerle eski korku imparatorluğunu sürdürüyor bugün.

Yeltsin döneminde yerlerde sürünen petrol fiyatlarının yükselmesi de Putin’in bir başka şansı oldu. Komsomollar, ordu ve FSB ile işbirliği içinde, ortaya çıkan zenginlikten, zırnık koklatmıyorlar halka. Basın özgürlüğünden ise zerre eser yok.

Türkiye’nin geçmişine ( çok daha koyu olarak ) benzemiyor mu biraz?

Bu benzerlikle konuya yaklaşmak ne kadar açıklayıcı olur bilmiyorum ama yinede soralım. Rusya’nın “güneydoğusu” Kuzey Kafkasya’da olup bitenler acaba göründüğü gibi mi?

Kuzey Kafkasya’da milliyetçi başkaldırılar elbette ki oldu. Bunların önemlice bir bölümü doğal halk hareketi olabilir ve mücadelelerin olağanüstü acılarla son bulduğu malum. Bu gün Kuzey Kafkasya’da intikam ateşiyle yanan binlerce kişinin olduğunu tahmin etmekte zor değil. Bütün bunlara rağmen merkezi Rusya’da olagelen terör hareketlerinin içinde Rus İttihat-Terakkisinin hiç mi rolü yok acaba?

Çeçenya’nın içinde bulunduğu o korkunç ruh haline rağmen, yapılacak her terör olayının Kafkas halklarının ve özellikle Çeçen halkının üzerine bir bumerang gibi geri döneceğini biliyor olması gerekir herkesin. Bu anlamda terörün Çeçen halkına bir faydası yok ve olamaz. Çeçenya’da bu gün bütün bireylerin aklıselimle düşünmesini bekleyemeyiz elbet ama yinede içimde bir kuşku var.

Bu terör olaylarının içinde Rus istihbaratının bir rolü olamaz mı yani? 

Bu, merkezin doğrudan organize ettiği bir şey olmayabilir. Bölgesel iktidarlarda çok önemlidir (oblast-bölge yönetimleri vs.) ve bunlar yitirilemeyecek kadar kıymetli iktidarlar. Bu işlerin içinde bunlar var gibi geliyor bana ve sadece baskı yapıp sonucunu beklemek anlamında değil, terörün bizzat örgütleyicisi olarak.

Türk Ergenekonunun maceraları şeffaflaştıkça anlaşılıyor halkın neden esir ve yoksul olduğu. Vatandaş veya asker hayatının nasılda hiçe sayılabildiği döküldükçe orta yere, akla gelen şey bu sorular oluyor. Rusya’nın bizzat kendi halkına karşı neler yapabileceğini anlamak için Stalin dönemine bakmak yeter. Birde mesela, Putin dönemi Çeçenya’sına.

Bütün bu ve benzer durumlara baktığımızda, Adıgelerin olduğu kadar Rus halkının da çok ciddi bir özgürlük problemi var. Adıge halkının hikâyesi ile Rus halkının hikâyesi aynı değil biliyoruz ama Adıgelerin özgürleşme talepleri Rus halkını da özgürleştirecek belki. Nasıl ki İspanyol halkı gerçek özgürlüğe, Bask halkının özgürleşmesiyle ulaşmışsa.

Muhatabımız Rus halkı olmalı bence, Putin yoldaş değil.

MARI.


Hapae Erhan


Bu haber toplam 1995 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net