Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Moskova, Çerkes Toplumu Üzerindeki Kontrolünü Yitiriyor
25 Kasım 2010 Perşembe Saat 22:26
Moskova yanlısı yetkililerin FSB’nin doğrudan yardımı ile, Kuzey Kafkasya’daki üç Çerkes milliyetçisi gruptan ikisinde kontrolü ele geçirmiş olması bir “Pirus zaferi”ne dönüşebilir; çünkü bu üç grubun toplum üzerindeki etkilerinin azalması Çerkes gençlerinin radikalleşmesine neden olacaktır.

Çerkes Örgütlerini Kontrol Altına Almak İsteyen Moskova, Bunu Yaparken  Çerkes Toplumu Üzerindeki Kontrolünü Yitiriyor                                                        

Moskova yanlısı yetkililerin FSB’nin doğrudan yardımı ile, Kuzey Kafkasya’daki üç Çerkes milliyetçisi gruptan ikisinde kontrolü ele geçirmiş olması bir “Pirus zaferi”ne dönüşebilir; çünkü bu üç grubun toplum üzerindeki etkilerinin azalması Çerkes gençlerinin radikalleşmesine neden olacaktır.

Bu hafta yayınlanan iki online-makale, Moskova’nın çabalarının Rusya’daki 700 000 Çerkes’ten çoğunun yaşadığı Kuzey Kafkasya’nın batısındaki göreli sakinliği Dağıstan tipi bir istikrarsızlığa ve şiddet ortamına dönüştürebileceğini iddia ediyor.

Ve bu tehlike, Kafkasya’da yaşayan kimilerinin de söylediği gibi,  artık Kaf Dağının ötesinde değil. Hatta geçen haftasonu Maykop’ta gerçekleştirdikleri uluslararası bir toplantıda, özellikle genç üyelerin hükümetin kontrolü altındaki ve ulusal sorunlarda görece pasif kalan Uluslararası Çerkes Örgütü DÇB’nin liderliğine karşı mücadeleyi yükseltmeyi planlamaları bunun bir kanıtıdır.

Analist Anton Surikov, dün yayınlanan bir online-makalesinde Rusya’nın ve Rus yanlısı yöneticilerin Kuzey Kafkasya’daki bu üç Çerkes Örgütü; DÇB, Adige Xase ve Çerkes Kongreleri üzerinde kontrolü ele geçirme çabalarını anlatmakta (pravda.info / protest/69727.html).

DÇB, 1990'ların başında kurulmuştu ve bu yıllarda lideri, Rusya Adalet Bakanlığı da yapmış olan Yuri Kalmukov’du. Onun liderliği altında DÇB, birçok Cumhuriyete bölünmüş Çerkeslerin Kuzey Kafkasya’da tek bir Çerkes Cumhuriyeti’nde birleşmeleri ve diasporada yaşayanların anavatanlarına geri dönebilmeleri mücadele vermişti.

Kalmukov’un 1996’daki “beklenmedik” ölümü sonrası – “resmi açıklama”ya göre kalp krizindan ölmüş, diyor Surikov- DÇB tamamen farklı bir örgütlenmeye dönüştü. Merkezi, Avrupadan Kuzey Kafkasya’ya taşındı, federal kurumlar tarafından finanse edilmeye başlandı ve denetimi bu yetkililerin eline geçti.

“DÇB” diye devam ediyor Surikov, “artık Çerkes aktivistlerinden değil, hükümet yetkilileri ve onların temsilcileri ile yakınlarından oluşuyor”. Bu nedenle “DÇB, yirmi yıldır Çerkes Halkının sorunlarından tekini bile çözememiş” ve geçen ay  “politik sorunlara karışmayacağını açıklamıştır”.

“Buna rağmen”, diyor analist, " gelişmelerden çok az haberi olan Diaspora Çerkesleri ve Kuzey Kafkasya’da yaşayan kimi Çerkesler hala DÇB’ye karşı yanlış umutlar besliyorlar”.  Belki de başka bir alternative göremedikleri için.

Yetkililerin kontrolünü ele geçirdikleri ikinci Çerkes örgütü Adyge Xase’dir. Bu grup, diyor Surikov, 1996 yılına kadar bağımsız siyasi faaliyetlerde bulunabiliyordu. Ama 1996’da, Kabardey-Balkar Devlet Başkanı Aslan Carimov Xaseler üzerinde “tam kontrol” sağlayabilmek için "idari ve mali önlemler" aldı.

İşbirliği yapmayı kabul eden Çerkesler iş ve daire gibi hediyeler aldılar ve bu noktadan sonra "Adyge Xase, Çerkeslerin çıkarına çalışan bir ulusal örgütlenme olmaktan çıkmış” ve Xase ile Kabardey Balkar yöneticileri arasındaki bu “ticaret”, örgütün toplum üzerindeki gücünü ve etkisini de büyük ölçüde azaltmıştır, diyor Surikov.

Surikov’a göre, bugün “Çerkes halkının ulusal çıkarlarını gerçekten savunan tek grup” Çerkes Kongresi’dir. Bunlar, enformasyon yaymaktan Çerkes Soykırımının tanınması için Çarlığın Çerkesleri anavatanlarından sürdüğü 21 Mayıs’ın yıldönümlerinde bütün dünyada protesto eylemleri örgütlemeye kadar çeşitli etkinlikler düzenliyorlar.

Çerkes Kongresi’nin başarısı diyor Surikov, "Moskova’yı korkuttu ve Rus hükümeti, Çerkes Kongresinin soykırımın tanınması, anavatana dönüş ve tek bir Çerkes Cumhuriyetinin kurulması eksenli faaliyetlerini denetleme ve durdurma umuduyla DÇB’yi ve Adige Xase’yi harekete geçirmeye çalıştı”.

Fakat Moskova'nın bu iki “kukla örgüt”ü harekete geçirerek amacına ulaşması mümkün değildir. Çünkü bunların kendilerini değiştirmeye çalışmaları sadece Çerkes Kongresi’nin gücünü teyit edecek; gençleri daha da radikalize ederek İnguşetya ve Dağıstan’daki gibi bir durumun ortaya çıkmasına neden olacaktır.

BM Üniversitesi'nde Siyasal Bilgiler yüksek lisans öğrencisi olan Nart Matuko tarafından kaleme alınan ikinci makale, DÇB’nin 2-4 Ekim tarihlerinde gerçekleşen 8. Kongresinde genç Çerkeslerin hükümetin kontrolü altındaki “yaşlı askerler”e karşı hangi yöntemlerle mücadele ettikleri üzerine biraz daha detaylı bilgiler veriyor (www.elot.ru/maın/ındex.php?optıon=com).                                                                   

Üç hafta önce, Çerkessk’te, Bütün Rusya Çerkes Gençlik Forumu toplanmıştı. Forum, "son dokuz yıl içerisinde, en önemli ulusal sorunların  çözümünde bile tatmin edici bir ilerleme sağlanamamış olmasından utanç duyuyoruz” açıklamasını yaptı.

“DÇB’nin çalışmalarına kamu görevlilerinin ve hükümet yetkililerinin karışmaları 1990’larda ulusumuzun en kaliteli beyinlerinin başlattıkları süreci durdurdu. Biz, bu kurumun baştan aşağı yenilenmesi ve yönetim kurulunda gençleştirmeye gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz”.

Çerkes gençleri, DÇB ve Adige Xase ile ilgili sorunların 2000 yılında güvenlik güçlerinin ve yerel politik liderlerin “temel sivil toplum kuruluşları” üzerinde kontrolü ele geçirmeye çalışmaları ile başladığını söylüyorlar. Bu müdahale, “gençleri kitlesel bir şekilde yasadışı örgütlenmelerin saflarına itti”. 

Ve “eğer hükümetin kontrolü altındaki bu örgütler son yıllrdaki “eylemsizlik” politikalarını bundan sonra da devam ettirirlerse, bunun sonucu daha da kötü olacaktır” diye uyarıyor.

“Ama ne yazık ki kendi konumlarını ve Çerkeslerin yaşadığı Kuzey Kafkasya’da istikrarı korumak adına DÇB’yi ve Adige Xase’yi kontrolleri altında tutanlar, toplumda bütün etkilerini ve güçlerini yitirme pahasına  bu kurumlarda ipleri ellerinde tutmaya karar vermiş görünüyorlar” diyor Matuko.

“Moskova'nın bu tutucu-çizgi yanlılarını ve işe yaramayan yaklaşımları desteklediği de, son dokuz yıldır gelişmeleri izleyen bir KGB emeklisini: A. Kodzokov’u(*) ‘müfettiş’ atamasından belli” diyor Siyasal Bilgiler Yüksek Lisans öğrencisi.

Bu gelişmeler marjinal ve önemsiz gibi görülebilir, ama iki nedenle önemsiz değiller: Bir yandan Moskova görece sakin olan bir bölgede kendisine gelecekte bela olacak sorunların tohumlarını ekiyor; diğer yandan ama, 5 milyonluk Çerkes diasporası da anavatanlarında yeniden enerjik bir Çerkes hareketinin çıkıp çıkmayacağını dikkatle izliyorlar.

Paul Goble, 1 Ekim 2009

Çev: Hatko Schamis
Cherkessia.net

(*) Rusya’nın Çerkes Organizasyonlarını ele geçirme harekatını kontrol eden bu eski KGB Ajanı A. Kodzokov birkaç kez, Almanya Çerkes Kültür Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen etkinliklere konuşmacı olarak davet edildi (Mayıs 2007 Berlin’e ve Mayıs 20092da Harz'a). İnal Tamzok


Bu haber toplam 1512 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net