


Paul Goble, 5 Temmuz 2016
AB kriz içinde. Sebebi sadece Britanya’nın ayrılma kararı değil. Aleksandr Voronin’e göre Birlik “küresel ekonomik krizle, Rusya’nın askeri-siyasi ve bilgi yayılmacılığıyla, uluslararası terörizmle ve denetlenemeyen kitlesel göçle de baş edemiyor.”

Ukraynalı yorumcuya göre AB ülkeleri ve komşuları içinde birçok kesim arayış içindeler. “İntermarium” (“Denizler Arası”-ç. n.) olarak da bilinen Baltık-Karadeniz Birliği özellikle dikkat çekiyor. Bu AB ve NATO’ya alternatif olmaya değil, onları tamamlamaya aday bir konsept (qha.com.ua/ru/politika/intermarium-alternativa-evropeiskomu-soyuzu/162070/).
“Aradaki ülkeler” (Rusya ile Almanya arasındaki – ç. n.) STK’larının, askeri ve siyasi gruplarının temsilcileri böyle bir birliğin kurulma ve gelişme sürecini görüşmek üzere Kiev’de bir araya geldiler.
Toplantının düzenleyicilerinden Nikolay Kravchenko oluşumun AB örneğindeki Avrupa Kömür ve Çelik Birliği gibi başlayabileceğini, üyelerinin onayıyla büyüyebileceğini dile getirdi. Kravchenko “İntermarium öncülerinin GUAM, Doğu Ortaklığı, Karadeniz İşbirliği Konseyi ve Vişegrad Dörtlüsü olduğunu” söyledi.
Voronin’e göre katılımcılar yeni oluşumun AB’ye alternatif olmaması ve “NATO çerçevesinde Avro-Atlantik dayanışması için uğraşması” gerektiği üzerinde uzlaştılar. Güvenlik, enerji bağımsızlığı ve bilgi teknolojisi alanlarında yerel düzeyde işbirliği yapılacak.
İntermarium düşüncesinin on dokuzuncu ve erken yirminci yüzyıllarda derin kökleri var. Bilhassa Mareşal Pilsudski’nin Promete Birliği önemli. (Bu köklerin titiz analizi için şu devasa yapıta bakın: Marek Chodakiewicz, Intermarium: The Land between the Black and Baltic Seas [İntermarium: Karadeniz ve Baltık Denizi Arasındaki Topraklar] (Transaction Publishers, 2012).)
Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından İntermarium fikri Belarus ve Ukrayna’da yandaş buldu. 1990’lı yılların Belarus Halk Cephesi başkanı Zianon Pazniak İntermarium tezinin ciddi biçimde düşünülmesini istedi. Kısa süre önce bir başka Belarus, Konstantin Volokh Ukraynalılara benzer bir çağrı yaptı (hvylya.net/analytics/geopolitics/tretiy-put-dlya-vostochnoy-evropyi.html).
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali öncesinde Volokh şöyle diyordu: “post-sosyalist ülkelerin bütünleşmesinin temel amacı doğudan gelecek yayılmayı çevrelemek olacaktır. İlk adımı atacak olan önce jeopolitik güçlerin (Rusya ve Almanya – ç. n.) askeri rekabetinin tutsak ettiği, sonra sosyalist planlama merkezlerinden biri haline gelen gücün (Sovyetler Birliği – ç. n.) kurbanı olan ülkeler ve halklar olacak.”
Voronin 2016 yılının Promete Birliği’nin kurulmasının 90. yıldönümü olduğuna dikkat çekiyor. Birlik Polonya’nın çabasıyla Paris’te kurulmuştu. Kırım ve Ukrayna dışında Azerbaycan, Don Kazakları, Gürcistan, İdil-Ural, İngriya, Karelya, Komi, Kuban, Kuzey Kafkasya ve Türkistan temsilcilerinden oluşuyordu.
(Promete Birliği uzun ve karmaşık bir geçmişe sahiptir. Yakın döneme ait bir çalışma için bakın:
Etienne Copeaux, “Le movement prométhéen.” Cahiers d'études sur la Méditerranée orientale et le monde turco-iranien, 16 (1993): pp. 9–45 available at persee.fr/doc/cemot_0764-9878_1993_num_16_1_1050.)
Ukrayna’da birçok kişi yeni bir İntermarium’dan söz ediyor. Bunlar arasında Azak Alayı kurucusu Andrey Biletski, parlamento başkanı Andrey Parubi ve son olarak Kiev Stratejik Araştırmalar Ulusal Enstitüsü başkanı Vladimir Gorbulin var (gazeta.zn.ua/internal/2017-y-prodolzhenie-sleduet-cennostnye-resursy-voyny-i-mira-ukrainskiy-format-_.html).
Ne var ki İntermarium tezi Batılı analizcilerden yoğun ilgi görmüş değil. Bununla birlikte Rus yazarlar konuyu giderek daha fazla tartışıyorlar. Bunlardan biri için bakın: politcom.ru/21154.html, riafan.ru/533159-budet-li-sozdan-antirossiiskii-intermarium-posle-raskola-v-evrosoyuze-fan-tv and riata.ru/publikatsiyaya/item/20539-mezhdumore.
Voronin “Bugün Hayalet; Yarın Strateji; Ertesi Gün Gerçek mi?” başlıklı makalesinin son bölümünde tezin kitle desteğine sahip olduğunu iddia etmek için henüz erken olduğunu belirtiyor. Ama AB’nin içinde bulunduğu kriz dikkate alındığında “İntermarium düşüncesinin parti programlarından çıkarak uluslararası belgelere girme ihtimali göz ardı edilmemelidir” diyor.
Geçen hafta sonu Ukrayna’nın başkentinde yapılan toplantıda katılımcıların düşüncesi tam olarak buydu. “Avrupa’nın Kalbi Doğuda Atıyor” yazılı pankartın altında toplandıklarını unutmayalım.
Çeviri: Dr. Ömer Aytek Kurmel
Cherkessia.net, 6 Temmuz 2016
***
Intermarium – An Idea Whose Time is Coming Again
Paul Goble, July 5, 2016
The EU is now in a deep crisis, one that is the product not only of Britain’s vote to leave it but also of the organization’s “inability to stand up to the global economic crisis, Russian military-political and information expansion, international terrorism and uncontrolled mass migration,” according to Aleksandr Voronin.
As a result, many in EU countries and their neighbors are considering alternatives, the Ukrainian commentator says. One of the most intriguing is a new push for the establishment of a Baltic-Black Sea Union or “Intermarium”-- not as a replacement for the EU and NATO but as a supplement and assistant to them (qha.com.ua/ru/politika/intermarium-alternativa-evropeiskomu-soyuzu/162070/).
Last weekend, representatives of various groups, civic, military, and political, of the so-called “countries in between” met in Kyiv to talk about the possibilities for the emergence of such a union and what steps they should take to promote its emergence and development at the present time.
Nikolay Kravchenko, one of the organizers of the meeting, said that the grouping could begin much as the EU did with the European Coal and Steel Community and then grow both in size and in the spheres of activity that its members would approve. He suggested that “the forefathers of the Intermarium are GUAM, the Eastern Partnership, the Black Sea Cooperation Council and the Vyshegrad Four.
Other participants in the Kyiv meeting agreed, Voronin reports, and stressed that any such structure should not aspire to replace the EU or “even more Euro-Atlantic solidarity in the framework of NATO” but rather focus on tasks like security, energy independence, and information technology that can be handled at the level of that region.
The idea of an Intermarium has deep roots in the 19th and early 20th centuries and especially in Marshal Pilsudski’s Promethean League. (For a careful survey of these roots, see the magisterial study by Marek Chodakiewicz, Intermarium: The Land between the Black and Baltic Seas (Transaction Publishers, 2012).)
Since the end of the USSR, it has gained a following in Belarus and Ukraine. In the early 1990s, Zianon Pazniak, the first president of the Belarusian Popular Front, urged its consideration. And more recently, another Belarusian, Konstantin Volokh, called on Ukrainians to do likewise (hvylya.net/analytics/geopolitics/tretiy-put-dlya-vostochnoy-evropyi.html).
Even before Russia invaded Ukraine, he wrote that “it is obvious that the integration of post-socialist countries is chiefly directed at the creation of a system for the containment of eastern expansion and in the first instance by the forces and resources of those countries and peoples which experienced on their own skin the state of being hostages of the military competition between major geopolitical players and then the victims of the unification of one of the centers of socialist planning.””
This year, Voronin points out, is the 90th anniversary of the Promethean League which was founded by Polish efforts in Paris and which included representatives “not only of Crimea and Ukraine but also Azerbaijan, the Don Cossacks, Georgia, Idel-Ural, Ingria, Karelia, Komi, Kuban, the North Caucasus and Turkestan.
(The Promethean League had a long and complex history. For a recent discussion, see Etienne Copeaux, “Le movement prométhéen.” Cahiers d'études sur la Méditerranée orientale et le monde turco-iranien, 16 (1993): pp. 9–45 available at persee.fr/doc/cemot_0764-9878_1993_num_16_1_1050.)
Many in Ukraine are now talking about a new Intermarium. Among them are Andrey Biletski, the founder of the Azov Regiment, Andrey Paruby, the speaker of the Verkhovna Rada, and most recently Vladimir Gorbulin, the head of Kyiv’s National Institute for Strategic Research (gazeta.zn.ua/internal/2017-y-prodolzhenie-sleduet-cennostnye-resursy-voyny-i-mira-ukrainskiy-format-_.html).
Despite all this, the Intermarium idea has attracted relatively little attention among analysts in the West; but one indication of its rise is that Russian authors are now discussing it ever more frequently. See, among others, politcom.ru/21154.html, riafan.ru/533159-budet-li-sozdan-antirossiiskii-intermarium-posle-raskola-v-evrosoyuze-fan-tv and riata.ru/publikatsiyaya/item/20539-mezhdumore.
In a concluding section of his article entitled “Today It’s a Phantom; Tomorrow, a Strategy; and the Day after Tomorrow a Reality?” Voronin says that it is obviously too early to say that this idea has mass support. But given the crisis in the EU, “it is not excluded that soon the idea of the Intermarium will become a commonplace not only of party programs but of international memoranda.”
That is clearly what the participants in last weekend’s meeting in the Ukrainian capital think. After all, they met under a banner reading “The Heart of Europe Beats in the East.”
Çok önemli gelişme. Buna Rusya halklarının vereceği tepki kadar Turkiye'nin vereceği tepkide önemli.
Merak ettiğim birşey daha var. Acaba Intermarium genişleme yönünde şartları zorluyor mu?
Örneğin sözü e diken 4 ulke üyeliğe başka ülkesinde davet ettiler mi? Bu tür girişim ya da hazırlıklar var mi?
İngiltere'nin küreselcileri AB'ye karşıdır. Mesela küreselleşme & globalleşme vb. kavramlarını ABD'de Reagan'dan Türkiye'de Özal'dan İngiltere'de de Margaret Thatcher'dan duyduk. Hepsi kısmen de olsa aynı dönemin politikacılarıdır.
Margareth halamız da karşıydı AB'nin İngiltere'yi kuşatmasına. Ayrı da kalamıyordu, tarihi ve kültürel bağlar vardı, e tabi aynı zamanda realist olmak lazım, bunun ticareti var turizmi var, yani kıta adaya, ada da kıtaya muhtaç.
E zaten günümüz Türkiye'sinin de AB sevdası da ticaretimizin yarısını onlarla yapmamızdan kaynaklanmıyor mu?
Margareth hala zamanında İsviçre gibi light üye olalım, illa bir olaya gireceksek NAFTA daha cazip demişti. Yaşasaydı hala aynı görüştedir eminim. Zaten AB dediğimiz şey Almanya ve Fransa.
İngiltere AB 'nin öz çocuğu değil, en fazla hala oğlu. Gözde değil yani, AB'yi kullanamıyor, onu yönlendiremiyor. Madem öyle, neden onun bir parçası olmak uğruna yönetim hakkını devretsin ki?
Yönlendiremiyor dedik. De Gaulle Fransa'sı yönlendiriyordu mesela. İngiliz hegemonyasına karşı AB'yi yönlendiriyor, Napolyonvari hareketlere girişip adayı çevrelemeye kalkıyordu.
İngiltere'de yılların kararsızlığıdır AB, ama tabi Türkiye'deki gibi, iki bomba sallayıp kaos oluşturalım, halkı yönlendirelim, korkutalım ki istediğimiz gibi oy kullansınlar durumları mevcut değil,H aliyle iki ucu ..klu değnek.
Esasında AB'nin battığını ta 2009 global krizinden bu yana söylüyorlar. Ama tabi küresel siyasette tepkimeler hızlı cereyan etmiyor, bugün yaşanan hadisenin neticesi bir kaç yıl sonra vuku buluyor.
Avrupa bir yanda Sovyet, öte yanda ABD hegemonyası altında sıkışmışken Fransa ve Almanya siyaseti kısmen de olsa kıtayı büyük çalkantılar olmadan günümüze değin korudu.
Ama şöyle bir realite var. İngiliz ekonomisi balkanların işsiz güçsüzünü beslemek ve sarmalamak zorunda değil.
Yani bunu ne geleneksel kolonyalist öğretiyle ne de daha insancıl müstemleke zihniyetiyle bağdaştıramıyorsun. mesele gelip çatıp "kanka bizim karımız ne bu işte" realitesine takılıyor.
Tabi, bir de ne Almanya'nın ne de Fransa'nın AB ülkelerine ağabeylik yapabilecek karizmatik liderleri yok. Merkel bacımız iki üç mülteci sorununu bile çözemedi Erdoğan karşısında. Haliyle Avrupa mülteci sorunuyla baş başa kalırken kıtanın abileri yetersiz kaldı.
Bir de üstüne Türkiye'nin AB ülkesi olma ihtimalleri "yalandan" da olsa belirince iyice "noluyoruz" haline düştüler.
Şimdi elimizde bir De Gaulle de yok. Üstelik batık yunan ekonomisi, güney doğudan kopup gelen mülteciler ve mızmızlık katsayısını artıran İngiltere var.
Küresel bir kutuplaşma var. Dünya gsmh'nin %30'unu oluşturan çok çok önemli bir faktör. Zaten çabanın nedeni bu, lakin yeter mi? Bilemiyoruz. Random sorunları çözemiyorlar. Bir de iyice bozmak için sorun üreten faktörler başladığında hiç toparlayamayacaklar.
Sonucunda AB dağıldığında ve istikrar kaybolduğunda Balkan ülkeleri kimin hegemonyasına kayacak?
Küresel kutuplaşma...